Gelecekten Bildiriyorum
Meslekte 9. ayım. Yaklaşık 8000 hasta bakmış olmalıyım. 25.000 kişinin yaşadığı kasabamın çoluğundan çocuğundan yaşlısına baktım bu 9 ayda. 1. senemi tamamladığımda yarısından fazlasını görmüş olacağım demek bu. Artık merak ettiğim gelecekten bildiriyorum. Bir sahil kasabasında doktor olmanın nasıl olacağını düşlerdim hep. İstanbul'dan uzakta tüm kalabalıktan ve koşturmadan uzakta sakin bir yaşamın hayalini kurardım öğrenciyken. İşte o zaman huzurlu ve mutlu olacağım derdim. Ancak şimdi de geçmişe sıkışmış kalmış olduğumu itiraf etmek durumundayım. Öğrenciliğin verdiği sorumsuzluğu, özgürlüğü ve arkadaşlıklarımı özlüyorum. Ünvansız olduğum zamanları. Hocam diye anılmadığım. Öğrenci olmanın verdiği cesaret ile salaşca hareket edebilmeyi, hata yapmamın mazur görüldüğü o zamanları. Ah ve İstanbul'u. Burada şunu farkettim. Nerede olduğumuzdan ziyade kimler ile olduğumuz oldukça önemliymiş. Yazdıklarımdan kötü durumda olduğumu düşünmeyelim. Halim vaktim yerimde. Sağlığım yerinde. Yine belli ölçüde özgürüm. Mesleğimi seviyorum. Acile iyice alıştım ve artık çok daha keyif alıyorum, rahat hissediyorum kendimi. Ancak yalnızlık insana derinden vuruyor ve sızlatıyor içini. Elimde kalan onca boş vakit beni geçmişe hapsediyor. Devam edebilmeyi öğrenebilmeli insan. Yeni uğraşlar, yeni meşgaleler bulmalı. Kimseye faydası olmayacak işler ile de uğraşmalı kendi zevkince. Herkes kendi gemisini yapmalı. Ben de kendi gemimi yapmaya çalışacağım artık. Bu spontane yazının özensizliğini mazur görün lütfen. Burası da bir nevi kendi gemim olsa gerek.
