Hayat Zor Mu?

İşin nihayetinde zaman gecenin karanlığında süzülürken gözüme uyku girmemiş bir vaziyette gayri ihtiyari söylerken buluyorum kendimi bu sözü. "Hayat zor" ve derin bir ah çekiyorum. Yarın çalışacak olmak zor geliyor gözüme. Karşıma çıkacak hastalardan, çözemeyeceğim vakalardan korkuyorum şimdiden. Uyursam zaman hızla akacak ve her ay ortalama sekiz defa girdiğim bu zorlu sınava tekrar uyanacağım. Boğazı ağrıyanlar, bulantısı olanlar, gebeler, çocuklar, yenidoğanlar, yaşlılar, suçlular, kazazedeler, saldırgan tavırları olanlar, kaba hastalar, nazik hastalar, hemşireler, hocalar, güvenlikler... Hepsi sabah beni bekliyor. Hastane kapısındam girdiğim an ben artık kendim olmayacağım yarın. Sahnede doktor rolünü canlandıran bir aktör olacağım. Acaba bu kez nasıl bir performans sergileyeceğim? Kimilerine göre çok iyi bir doktor iken kimi hastalara göre çok toy olarak görülecek bu doktor da hiçbir şey bilmiyor diye söylenilecek arkamdan. Sahi kim ne biliyor ki zaten? Bazı hemşireler beni severken bazısı da istediğim kanlardan şikayetçi olacak ne gerek var ki diye hayıflanarak kendi kendine. Peki tüm bunların arasında ben kendimi nerede göreceğim? Derin bir sessizlik. Bu da gelip geçecek nihayetinde. Tıpkı daha önce geldiğim sayısız nöbet gibi. En iyisi artık uyumak. Sahi hayat zor mu? 

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gelecekten Bildiriyorum

Mecburiyetlerimiz