İlk Nöbet

 Uzun yıllar süren eğitim serüvenimin ardından hep oldukça uzak bir gelecekte olduğunu düşündüğüm meslek hayatımın ilk günü bir anda gelip çattı. Halen kendimi öğrenci hissederken kendimi bir anda acil serviste doktor olarak buldum. 6 yıllık tıp eğitimim, girdiğim yüzlerce sınav, katıldığım onca pratik onca hastane stajı; bazen gizli gizli bazen açıktan beni bugüne hazırlıyordu. Ne kadar hazır hissettiğimi ne kadar hazır olduğumu tartışabilsek de artık bunun pek de bir öneminin olduğuna inanmıyorum. Gariptir. Mesleğe başlamadan önce ilk hastamı unutmam diye düşünüyordum. Ancak ilk nöbetimden 2 gün sonra ilk hastamı hatırlayamıyorum. Mesleğe aslında sandığımdan daha hazır ancak hayal ettiğimden çok daha yetersiz olduğumu farkettim ilk nöbetimde. Başta biraz afalladım. Perifere gitmek gerçekten de farklı bir hismiş. Her zaman danışabileceğin, bir sıkıntı olduğunda sorumluluğu bir başkasına devredebileceğin üniversite hastanemden çok daha farklı bir ortam. Burada da elbet danışacak fikir alınacak tecrübeli insanlar var ancak sorumluluk ve risklerin benim üzerinde olduğunu çok net hissediyorum. Artık öğrenci olmadığımdan da bilgisizlik ve yetersizliklerime aynı iyi niyetli, anlayışlı yaklaşımın gösterilmediğini de yadırgayan gözlerden ve ima edici sözlerden anlayabiliyorum. Burayı çok kötü gösterdim gibi oldu. Kötü bir yer kesinlikle değil. Küçük bir ilçenin küçük bir acili. Acil ekibimizde hemşiresinden güvenliğine samimi neşeli bir aile ortamı var. Ancak aynı zamanda iş arkadaşı olmanın bir gerginliği elbette oluyor. Benim onlardan beklentilerim olduğu gibi bir doktor olarak onların da benden beklentileri var. İlk nöbetimin iyi geçtiğini söyleyemem. zira birçok hastada donakaldığım, afalladığım sık oldu. Zaman içerisinde mesleğime daha çok alışacağımı ve hasta yönetimimin daha iyi olacağını ümit ediyorum.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayat Zor Mu?

Gelecekten Bildiriyorum

Mecburiyetlerimiz